Gündem

Sizin Şirketinizde “Dokunulamayan” Yöneticiler Var mı? 

Cerebra
Makale

Bazı yöneticiler zamanla sorgulanamaz hale gelebilir; kararları tartışılmaz, hataları ise çoğu zaman görmezden gelinir. Cerebra bu yazıda, Türkiye’de yürüttüğü soruşturmalardan hareketle, şirket içinde oluşan “dokunulmazlık” algısının suistimal riski, hesap verebilirlik ve kurum kültürü üzerindeki etkilerini ele alıyor.

Bazı şirketlerde herkesin bildiği ama çok az kişinin açıkça dile getirdiği bir gerçek vardır. 

Bazı yöneticiler vardır…
Onlara kolay kolay kimse dokunmaz.
Kararları sorgulanmaz.
Davranışları tartışılmaz.
Yaptıkları hatalar görmezden gelinir.
Ve zamanla bu durum normalleşir. 

Çünkü kurum içinde yavaş yavaş şu algı oluşur: “Bu kişi kritik, bu kişiyle uğraşılmaz.” 

Türkiye’de yürüttüğümüz çok sayıda soruşturmada benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz: şirket operasyonlarında kritik rol üstlenen bazı yöneticiler, zaman içinde etraflarında fiili bir ayrıcalık alanı oluşturabiliyor. Bu kişiler; belirli süreçleri, iş ilişkilerini, müşteri ağlarını ya da ticari akışı çok iyi bilmeleri nedeniyle kendilerini zamanla vazgeçilmez görmeye başlayabiliyor. Daha da önemlisi, bu konumlarının farkında olduklarında, bilinçli ya da farkında olmadan çevrelerinde bir tür “dokunulmazlık” algısı yaratabiliyorlar. 

Dokunulmazlık Algısı Nasıl Oluşur? 

Bu durum çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Yıllar içinde oluşur. 

Kritik bir yönetici, zamanla yalnızca süreçleri değil, insanları da kontrol etmeye başlar. Kendi etrafında, kendisine sadık çalışan kişilerden oluşan bir yapı kurar. Bu yapı bazen açık bir organizasyon şeması değildir; ama fiilen vardır. Kimlerin yanında duracağı, kimlerin sessiz kalacağı, kimlerin belirli kararları sorgulamayacağı zamanla şekillenir. 

Böyle bir ortamda sadakat, yetkinliğin önüne geçmeye başlar.
Şeffaflık azalır.
İtiraz kültürü zayıflar.
Ve kurum içinde görünmeyen bir koruma kalkanı oluşur. 

Artık mesele sadece bir yöneticinin güçlü olması değildir.
Mesele, o gücün sorgulanamaz hale gelmesidir. 

Sessizlik Nerede Başlıyorsa, Risk Orada Büyür 

Asıl risk tam da burada başlar. 

Çünkü bir kişi etrafında “ona bir şey olmaz” algısı oluştuğunda, bu sadece o kişiyi korumaz. Aynı zamanda sistemin geri kalanına da güçlü bir mesaj verir: 

  • Kurallar herkes için eşit uygulanmıyor 
  • Bazı kişiler hesap vermez bir alanda hareket edebiliyor 
  • Güce yakın olan korunuyor 
  • Sorunları dile getirmek riskli olabilir 

Bu mesaj zamanla kurum kültürünü dönüştürür. 

İnsanlar susmayı öğrenir.
Bazı şeyleri görüp konuşmamayı tercih eder.
Bazıları ise sisteme uyum sağlar. 

Ve en tehlikelisi, bu tablo olağan kabul edilmeye başlanır. 

Suistimal Riskinin En Rahat Ettiği Alan 

Suistimal çoğu zaman kaosun içinde değil, konfor alanlarında yani en çok güvenilen kişilerde, en az sorgulanan alanlarda, ve “onsuz bu iş yürümez” denilen pozisyonlarda büyür. 

Çünkü bu tür yöneticiler, kritik olduklarını bildikçe, kontrol mekanizmalarının kendilerine daha gevşek uygulanacağını da hisseder. Bu da bazen açık bir suistimal davranışına, bazen çıkar çatışmalarına, bazen kayırmacılığa, bazen de etik dışı kararların normalleşmesine zemin hazırlar. 

Böyle ortamlarda belirli tedarikçiler korunabilir, bazı ticari kararlar şeffaflıktan uzaklaşabilir, masraflar veya onay süreçleri yeterince sorgulanmayabilir, çalışanlar bazı ilişkileri dile getirmekten çekinebilir. 

Peki Ne Yapmalı? 

Böyle durumlarda çözüm, sadece kişiye odaklanmak değildir. Asıl ihtiyaç, yapıyı görmek ve o yapıyı çözmektir. 

Bunun için önerilerimiz: 

  • Kritik yöneticiler dahil herkes için aynı kontrol standardı uygulanmalı 
  • Görev, yetki ve onay mekanizmaları kişiye bağlı değil, sisteme bağlı çalışmalı 
  • İhbar ve bildirim mekanizmaları “gerçekten” güven vermeli 
  • Yönetim katında da hesap verebilirlik kültürü güçlendirilmeli 
  • Belirli kişilerin etrafında oluşan sadakat ağları dikkatle analiz edilmeli 

Çünkü bazı riskler prosedür eksikliğinden değil, prosedürlerin bazı kişiler için fiilen işlememesinden kaynaklanır. 

Sonuç 

Sonuç olarak, şirketler için asıl tehlike sadece güçlü yöneticiler değil; bu gücün zamanla denetim dışı, sorgulanamaz ve ayrıcalıklı bir alana dönüşmesidir.  

“Dokunulmazlık” algısı oluştuğunda, risk artık yalnızca bireysel davranışlarda değil, kurumun tamamına yayılan bir yönetim zafiyetinde ortaya çıkar. Bu nedenle, sağlıklı bir kurum kültürü için kritik olan şey, kimsenin sistemin üzerinde konumlanmamasıdır. 

Belki de en doğru soru şudur: 

Kurumunuzda gerçekten herkes hesap verebilir mi?
Yoksa bazı yöneticiler, kritik oldukları için sorgulanamaz hale mi gelmiştir? 

Öne Çıkanlar