Utanmak, Unutmamak ve Vicdan: Etik Zekânın Üç Ayağı ve Kurumlara Yansımaları
CerebraEtik, yalnızca doğruyu yapmak değildir. Onu sürdürülebilir kılan; utanabilmek, unutmamak ve vicdan arasında kurulan dengedir. Bu yazı, etik zekânın üç ayağını, “sessiz onay” riskini ve kurumlarda etik kültürün nasıl kalıcı hâle getirilebileceğini ele alıyor.
Etik davranış çoğu zaman “o anda doğruyu yapmak” olarak anlatılır. Oysa doğru kararın arkasında üç derin kaynak vardır: utanma duygusu (ahlaki fren), unutmamak/hafıza (değerlerin kaydı), ve vicdan (sessiz denetçi). Bu üçü birlikte çalıştığında bireysel farkındalık kurumsal kültüre dönüşür.
Bu üç unsur bir arada işlemediğinde, çıkar çatışması, yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık gibi risklerin yanı sıra, en tehlikelisi olan sessiz onay devreye girer. Bir kurumda yanlış bir davranışın fark edilmesine rağmen hiçbir tepki verilmemesi, görmezden gelinmesi veya normalleştirilmesi anlamına gelen “sessiz onay” durumu, suistimallerin yıllarca fark edilmeden sürmesine zemin hazırlar.
Bu üç temel dinamiği anlamak, etik karar alma süreçlerini derinlemesine kavramak ve kurum kültüründe kalıcı bir etik yapı inşa etmek için kritik öneme sahiptir.
Şimdi bu üç unsura biraz daha yakından bakalım.
Utanma Duygusu: Ahlaki Fren Sistemi
Utanabilmek bir zayıflık değil, insanın ahlaki kapasitesinin kanıtıdır.
Utanma, kural korkusundan değil değer bilincinden doğan bir ahlaki fren sistemidir. Bir çalışan zor bir anda doğruyu yapmak için cesaretle sorumluluk alıyorsa, orada hem etik zekâ hem de utanma duygusu işliyor demektir.
Utanabilmek bir zayıflık değil, insanın ahlaki kapasitesinin kanıtıdır. Çünkü utanma duygusu, “yakalanma ihtimali”ne değil, kişinin kendi içsel standardına dayanır. Kişi bir davranışının yanlış olduğunu fark ettiğinde, bu farkındalık onun vicdanının ve etik bilincinin hâlâ aktif olduğunu gösterir. Utanma, insanın kendi iç dünyasında “doğruyu yanlıştan ayırabilme” yeteneğinin canlı bir göstergesidir.
Bu duygu, bireyi sadece hatasından pişmanlık duymaya değil, aynı zamanda onu telafi etmeye ve bir daha tekrarlamamaya yönlendirir. Kuralların veya politikaların yetersiz kaldığı durumlarda kurum içindeki en güçlü savunma hattıdır. Aynı zamanda liderin örnek davranışıyla bulaşıcı hale gelir. Ekip içinde hangi davranışların “doğru” kabul edildiğini sessiz ama etkili biçimde belirler. Dolayısıyla utanmak, insanın zayıflığı değil; vicdanının, empatisinin ve ahlaki olgunluğunun sessiz bir yansımasıdır.
Yöneticiler açısından bu duyguyu kurumsal yaşama entegre etmenin yolu, cezadan çok öğrenmeyi teşvik eden bir ortam yaratmaktır. “Hata yaptım ve bundan şunu öğrendim” şeklindeki paylaşımlara alan açmak, utanmayı korkuya değil gelişime bağlar. Terfi kriterlerinde ahlaki muhakeme becerisini dikkate alana sistemler kurumun etik direncini güçlendirir.
Unutmamak: Etik Hafızanın İşletilmesi
Etik duruş “şimdi” ye aitken, unutmamak geleceğe aittir.
Etik davranış bir “an”a ait değildir; hafıza ile sürer. Yanlışa tanık olan etik kişi bunu değer sistemine kazır ve aynı hatayı tekrarlamamak için bilinçli bir farkındalık geliştirir. Bu farkındalık, geçmişte yaşananların sadece birer deneyim olarak kalmamasını, gelecekteki kararların da pusulasına dönüşmesini sağlar.
Etik kalmak, bugünün kararlarında doğruyu seçebilme iradesidir; unutmamak ise geçmişteki deneyimlerden ders çıkararak geleceğe yön verme bilincidir.
Kurumsal düzeyde bu anlayışın karşılığı, yaşanan olaylardan öğrenilen derslerin unutulmamasını sağlamaktır. Bunun için kurumların geçmiş vakalardan edindikleri deneyimleri anonimleştirerek saklamaları, tekrar eden kalıpları veriye dayalı biçimde analiz etmeleri ve “hangi tetikleyiciler hangi süreçlerde benzer zaafları doğuruyor?” sorusuna sistematik yanıt aramaları gerekir. Etik farkındalığı kalıcı kılmanın yolu, eğitimi tek seferlik bir faaliyet olmaktan çıkarıp düzenli aralıklarla hatırlatmalar ve güncellemelerle desteklemektir.
Vicdan: Sessiz Denetçi ve Davranışın Sürekliliği
Kurumların etik kültürü, çalışanların vicdanlarına “alan tanıdığı” ölçüde yaşar.
Vicdan, insanın sessiz denetçisidir; ne polis, ne yasa, ne de yönetmeliktir. O hep oradadır. Sesi kısıldığında yolsuzluk, rüşvet, çıkar çatışması, hırsızlık gibi suistimaller normalleşmeye başlar.
Etik davranışın aslında en güçlü dayanağı, insanın iç sesidir. Kurallar, denetimler ya da cezalar bir yere kadar işe yarar; ama uzun vadede doğruyu yaptıran şey vicdandır. O sessiz ses, kimse görmese de neyin doğru olduğunu hatırlatır. İşte bu yüzden vicdan, etik davranışın sürmesini sağlayan en insani ve en güvenilir rehberdir.
Bir kurumun etik kültürü, çalışanlarının vicdanlarına ne kadar alan tanıdığıyla doğrudan ilgilidir. Çünkü vicdan, insanın içsel pusulasıdır; doğru ile yanlışı ayırt etmesini, haksızlığa karşı ses çıkarmasını sağlar. Eğer kurumda çalışanlar kendi vicdani değerlendirmelerini özgürce yapabiliyor, endişe duymadan fikir belirtebiliyor ve yanlış gördüklerinde bunu dile getirebiliyorsa, o kurumda etik kültür gerçekten yaşıyor demektir. Ancak insanlar “sessiz kalmak” zorunda hissediyor, değerleriyle kurumun beklentileri arasında sıkışıyorsa, en iyi politika ve prosedürler bile bu kültürü koruyamaz. Etik kültür, kuralların değil, vicdanlara tanınan bu alanın içinde filizlenir ve güçlenir.
Sonuç: Etik Zekâ Bir Kas, Düzenli Çalıştırılmalı
Etik zekâ, insanın vicdanının rehberliğinde şekillenir; çünkü vicdan, doğruyla yanlışı ayırt etmede en güvenilir pusuladır. Utanma duygusu bu rehberliğe sınır koyar, bireyin gücünü ve konumunu kötüye kullanmasını engeller. Unutmamak ise etik deneyimlerin yalnızca geçmişte kalmamasını, gelecekteki kararları da besleyen bir hafızaya dönüşmesini sağlar.
Bu üç unsur birlikte çalışmazsa etik, yalnızca bir slogan olarak kalır; bir araya geldiğinde ise insanın düşünme ve davranma biçiminin doğal bir parçasına, karar alma sürecinin ise en güçlü kasına dönüşür.
Bu yazının ruhunu çok iyi anlattığını düşündüğüm Adamlar grubunun “Utanmazsan Unutmam” adlı şarkısının etkileyici mısralarıyla yazımı sonlandırmak istiyorum.
Utan, utan, utanmayan insan olur mu tam?
Altın bir madalyon gibi taşınmalı vicdan
Tek kıvılcımdan nasıl yanarsa koca orman
Unutmazlar, unutmayız, unutmam
Hayatınız boyunca vicdanınızı altın bir madalyon gibi taşımanız dileğiyle.