İş dünyasında suistimal algısı araştırması 2026 Araştırma partnerleri

Türkiye iş dünyası
suistimal riskini nasıl görüyor?

Türkiye iş dünyasında suistimal riski nasıl algılanıyor, nasıl deneyimleniyor ve kurumlar bu riskle nasıl mücadele ediyor? 1.066 yönetici ve profesyonelin görüş ve deneyimlerinden hareketle, suistimal riskinin görünen ve görünmeyen yönlerine ışık tutuyoruz.

1.066 Katılımcı
12+ Sektör
10+ Yönetim kademesi
13+ Departman
43,3 Ortalama yaş

Farkındalık var. Peki uygulama?

Araştırmanın ortaya koyduğu temel ihtiyaç, farkındalıktan uygulamaya geçmek; uygulamayı da kurum genelinde güven yaratan, görünür, tutarlı ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürmek.

Ekonomik baskı, suistimal riskine ilişkin algıyı yükseltiyor.

Katılımcıların %63’ü mevcut ekonomik koşulların kurumlardaki suistimal riskini artırdığını düşünürken, bu oran önümüzdeki 12 aya ilişkin beklentide %69’a yükseliyor.

%70 %65 %60
%63 Bugün
%69 Önümüzdeki
12 ayda
Yüksek risk
%41
Emin değilim
%33
Düşük risk
%26
%0 %10 %20 %30 %40 %50

Suistimalin gerçekleşme olasılığı kayda değer düzeyde algılanıyor.

Her 10 katılımcıdan 4’ü kurumunda suistimal olasılığını yüksek görüyor, üçte biri kararsız.

Etik konusunda farkındalık yüksek; ancak etik ilkelerin günlük uygulamaya yansıması konusunda soru işaretleri var.

%48

Performans baskısı, bazı durumlarda etik standartların esnetilmesine yol açabilir

%31

Etik kuralların uygulamaya yansımasına dair net bir güven yok

%27

Üst yönetimin etik davranış konusunda örnek olduğuna ilişkin olumlu görüş bildirmiyor

Üst düzey yönetimin etik kültüre ilişkin olumlu değerlendirmesi, orta kademede aynı ölçüde karşılık bulmuyor.

Üst yönetim ile orta kademe arasındaki belirgin algı farkı, etik kültürün kurumun farklı kademelerinde aynı şekilde deneyimlenmediğine işaret ediyor.

Üst yönetim etik davranış konusunda örnek olur

%82 %63

Etik ihlaller tüm çalışanlar için eşit şekilde ele alınır

%74 %56

Etik ihlallere karşı yeterli yaptırımlar uygulanır

%72 %61
Üst yönetim Orta kademe

Suistimale tanık olduğunda bildirimde bulunacağını belirtenler %95

Suistimale tanık olanlar arasında resmi bildirim kanallarını kullanmayanlar %45

Bildirim Önündeki Başlıca Engeller
%23 Yönetimin aksiyon almayacağı düşüncesi %20 Misilleme korkusu %17 Gizlilik endişesi

Bildirim niyeti yüksek, ancak kuruma ve bildirim mekanizmalarına duyulan güven aynı ölçüde güçlü değil.

Yönetimin gerekli aksiyonu alacağına duyulan güvensizlik, misilleme korkusu ve gizlilik endişeleri, çalışanların bildirimde bulunmasının önündeki başlıca engeller olarak öne çıkıyor.

Kurumlar kontrole inanıyor; ancak farkındalığın dönüşmesinde önemli açıklar bulunuyor.

Çıkar çatışması bildirimleri

%88
Çıkar çatışması bildirimini etkili görüyor
%29
Kurumunda düzenli beyan alındığını belirtiyor

Veri analitiği

%87
Veri analitiğini suistimal tespitinde önemli görüyor
%9
En etkili tespit yöntemi olarak belirtiyor

Farkındalıktan Uygulamaya

Cerebra
Perspektifi

Araştırma, suistimalin kurumlara verdiği zararın finansal kayıpların ötesine geçerek güveni, etik kültürü, çalışan bağlılığını, itibarı ve sürdürülebilirliği etkileyebildiğini gösteriyor.

Bulgular aynı zamanda suistimalle mücadelede farkındalığın tek başına yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Etik kültürdeki algı farklılıkları, bildirim niyeti ile davranış arasındaki mesafe ve iç kontrollere verilen önem, ortak bir ihtiyaca işaret ediyor: farkındalıktan uygulamaya geçmek.

Cerebra olarak, suistimal risklerini erken fark eden, insanların güvenle konuşabildiği, etik liderliğin kararlara yansıdığı ve kontrollerin gerçekten işlediği kurumlar oluşturmanın önemine inanıyoruz.

Çünkü güven, değerlerin günlük karar ve davranışlara yansımasıyla inşa edilebilir.