Uyumdan Kültüre: Birleşik Krallık’ın Yeni Suistimali Önleyememe Rejimi
CerebraBirleşik Krallık’ın yeni Failure to Prevent Fraud rejimi, suistimalin önlenmesini teknik bir uyum yükümlülüğünden çıkararak yönetim kurullarının stratejik ajandasına taşıyor. Düzenleme, Birleşik Krallık ile bağlantılı Türk şirketleri için de önemli yönetişim ve risk yönetimi sonuçları doğuruyor.
Cerebra olarak kurumsal üyesi olduğumuz TEİD ve British Chamber of Commerce in Turkey tarafından düzenlenen “From Compliance to Culture: The UK’s New Failure to PreventFraud Regime” başlıklı webinarın moderatörlüğünü, Cerebra Kurucusu ve CEO’su, TEİD Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Sebilcioğlu üstlendi.
Fikret Sebilcioğlu, “Failure to Prevent Fraud” düzenlemesinin yalnızca teknik bir uyum yükümlülüğü olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu gelişmenin yönetim kurulları ve üst düzey yönetim açısından sorumluluk çerçevesini kayda değer ölçüde değiştirdiğine dikkat çekti. Sebilcioğlu’na göre yeni yaklaşım, suistimalin önlenmesini şirketlerin stratejik yönetim ajandasının kalıcı bir başlığı hâline getiriyor. Bu nedenle yönetim kurullarının belirli aralıklarla şu kritik soruların yanıtlarını araması gerekiyor: “Şirketin suistimal riskleri nelerdir? Mevcut iç kontroller bu riskleri bertaraf etmek için yeterli mi? Bu kontrollerin etkinliği nasıl izlenmeli ve düzenli olarak nasıl doğrulanmalı?”
Sebilcioğlu ayrıca, yönetim kurullarının operasyonu mikro düzeyde yönetmeye yönelmeden; etkin yönetişim ve gözetim mekanizmalarıyla düzenli, güvenilir bir bilgi akışı sağlaması gerektiğini belirtti. Bu çerçevede yönetim kurullarının, kritik risk alanlarında alınan aksiyonların gerçekten hayata geçirildiğinden ve sonuçlarının sistematik şekilde takip edildiğinden emin olmasının önemini özellikle vurguladı.
2025 yılı, Birleşik Krallık’ta dolandırıcılık ve kurumsal cezai sorumluluk alanında yeni “Failure to Prevent Fraud” rejiminin yürürlüğe girmesiyle önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Bu yeni düzenleme, geleneksel uyum yaklaşımlarının ötesine geçerek; şirketlerin kurumsal kültürüne, yönetişim yapısına ve suistimali önleme anlayışına açık ve net bir vurgu yapıyor. Birleşik Krallık pazarında faaliyet gösteren ya da Türkiye gibi bu pazarla bağlantılı şirketler açısından bu gelişme, yalnızca hukuki bir değişim değil; aynı zamanda acil olarak ele alınması gereken stratejik bir yönetişim meselesi niteliği taşıyor.