Yıl Sonu Mali Tabloları: Gerçekler mi, Yoksa Güzel Bir Hikâye mi?
CerebraYıl sonu mali tabloları, hedef baskısı ve zaman darlığının etkisiyle manipülasyon riskinin en yüksek olduğu finansal raporlardır. Cerebra’nın bu yazısı; gelir tanıma, giderler, stoklar, ilişkili taraf işlemleri ve yönetim tahminleri gibi en riskli alanlara odaklanarak bu risklerin nasıl yönetilebileceğine dair bir çerçeve sunuyor.
İşte yine o dönem geldi, 2025 yılı bitti, 2026 yılına başladık. Önümüzdeki haftalarda şirketler için yılın en telaşlı zamanı başlayacak: sene sonu kapanışları yapılacak, 2025’in finansal karnesi ortaya çıkacak. Kâr-zarar tabloları, bilançolar hazırlanıp yatırımcının, yönetimin ve bankaların önüne konulacak.
Ancak bu dönem, sadece rakamların toplanıp çıkarıldığı teknik bir süreç değil. Hedef baskısının tavan yaptığı, beklentilerin arttığı ve mali tablolarda “ince ayarlar” yapma riskinin de zirveye çıktığı kritik bir zaman.
Neden Sene Sonu Kapanışları Daha Risklidir?
Mali tablolardaki usulsüzlüklerin çoğu, tam da bu kapanış dönemlerinde ortaya çıkar. Sebebi basit: Baskı.
Yıl sonu demek, primlerin, satış hedeflerinin, kâr beklentilerinin ve banka kredisi şartlarının masaya geldiği an demek. “Bu yıl zararla kapatamayız”, “Yatırımcılara bankalara bu mali tabloları gösteremeyiz” veya “Yeni yatırım turunu tehlikeye atamayız” gibi cümleler yönetim odalarında daha sık duyulur.
Buna bir de yöneticinin terfi beklentisi, çalışanın prim hayali ya da işini kaybetme korkusu gibi kişisel endişeler eklenince işin rengi değişir. Bir de tabii ki zaman daralır. Kapanış yetişecek, denetçi bekliyor…
İşte bu hengâmede, masum bir “düzeltme” olarak başlayan bir kalem oynatma, kolayca bilinçli bir manipülasyona dönüşebilir.
En Sık Rastlanan Manipülasyon Yöntemleri Nelerdir?
Yıl sonlarında dikkat edilmesi gereken birkaç tehlikeli alanı aşağıda şekilde özetleyebiliriz.
Klasik Ama Eskimeyen Yöntem: Gelirlerle Oynamak
Mali tablo hilelerinin en bilineni ama hala en popüler olanıdır. Özellikle satış baskısı yoğun sektörlerde, yılın son günlerinde yapılan o “mucizevi” satışlar hep şüpheyle bakılması gereken yerlerdir.
- Henüz yola bile çıkmamış malın faturasını kesmek
- Gelecek yılın gelirini bu yıla yazmak
- Hayali faturalarla satış yaratmak
- Bir sonraki mali yılda iade edilecek veya büyük iskontolar yapılacak ürünleri tam değerinden satılmış gibi göstermek
Giderleri Görünmez Kılmak
Kârı yüksek göstermenin bir diğer yolu da giderleri görünmez kılmaktır.
- Aslında gider olan bir harcamayı bilançoda varlık gibi göstermek
- Dava, garanti veya cezalar için ayrılması gereken karşılıkları “unutmak”
- Tahsil edilemeyecek alacaklar için “biraz daha bekleyelim” diyerek karşılık ayırmamak
- Ödenecek primleri, kıdem tazminatlarını eksik hesaplamak
Sessiz Tehlike: Stoklar
Özellikle üretim ve ticaret şirketlerinin can damarı olan stoklar, mali tabloların en kolay makyajlanan ama fark edilmesi en zor kalemlerinden biridir.
- Depoda bekleyen, modası geçmiş veya bozulmuş malların değerini kâğıt üzerinde yüksek göstermek
- Stokların maliyeti ile oynamak
- Stok sayımlarında manipülasyonlar yapmak
- Fireleri, kayıpları gizlemek
- Maliyetleri farklı ürünlere kaydırmak
İlişkili Taraf İşlemleri
Yıl sonlarında çoğu zaman kâğıt üzerinde düzgün ama ticari gerçeklikten uzak ilişkili taraf işlemleri karşımıza çıkar.
- İlişkili şirketlerden yapılan geçici satışlar
- Gerçek ticari niteliği olmayan işlemler
- Borç-alacak bakiyelerinin makyajlanması
- Kapanış sonrası geri dönen işlemler
Yorum ve Tahminlerin “Esnetilmesi”
Her hile sahte belgeyle olmaz. Bazen yönetimin “iyimser” varsayımları yeterlidir. Bir varlığa değer biçerken, geleceğe dair tahmin yaparken ya da belirsizlikleri raporlarken gerçeklerden uzaklaşmak da bir manipülasyon yöntemidir.
Peki Bu Risklere Karşı Ne Yapılabilir?
Bu riskleri doğru bir bakış açısıyla büyük ölçüde azaltmak mümkün.
Sadece rakamlara değil, arkasındaki hikâyeye bakın.
Kapanış, sadece muhasebenin işi değildir. Yönetimin yaptığı kritik tahminleri sorgulayın, son anda ortaya çıkan büyük işlemleri inceleyin ve sonuçların geçmiş yıllarla neden bu kadar farklılaştığını anlamaya çalışın.
Baskıyı yok saymayın, yönetin.
Genelde herkes hedeflerin yarattığı baskıyı bilir ama kimse bunu bir risk olarak konuşmak istemez. İşte en büyük hata budur. Prim sistemlerinin ve hedeflerin nerelerde usulsüzlüğe kapı aralayabileceğini açıkça konuşun ve önlem alın.
Enerjinizi doğru yere odaklayın.
Her hesabı aynı derinlikte inceleyemezsiniz. Bu yüzden enerjinizi gelirler, karşılıklar, stoklar, grup içi işlemler ve yönetim tahminlerinin kritik olduğu yüksek riskli alanlara yoğunlaştırın.
Her şey kültürde başlar ve biter.
En güçlü denetim mekanizması insandır. Bir kurumda “bir kereden bir şey olmaz”, “herkes yapıyor” ya da “denetçi bunu fark etmez zaten” gibi cümleler duyuyorsanız, en büyük kırmızı bayrak oradadır. Etik sınırlar net çizilmez ve tavizsiz bir duruş sergilenmezse en iyi kontrol sistemleri bile işe yaramaz.
Son Söz
Sene sonu kapanışları, şirketlerin finansal bir fotoğrafını çeker. Ancak bu fotoğrafın gerçeği mi yoksa anlatılmak istenen hikâyeyi mi yansıttığı çok kritiktir. Mali tablo suistimalleri çoğu zaman büyük skandallarla değil, küçük tavizlerle başlar. Bu tavizler de genellikle “sadece bu sene” denilerek normalleştirilir.
2026’ya girerken belki de en doğru soru şudur:
Bu mali tablolar gerçekten şirketin hikâyesini mi anlatıyor, yoksa anlatılması istenen hikâyeyi mi?