122 Milyon TL, Beş Yıl ve Gözden Kaçan Sinyaller
Cerebraİstanbul’da bir muhasebe müdürünün şirket hesaplarından 122 milyon TL aktardığı iddiası, suistimal risk yönetimi açısından önemli sorular doğuruyor. Vakayı iç kontroller, davranışsal kırmızı bayraklar ve suç ortaklığı açısından ACFE 2026 verileriyle değerlendiriyoruz.
Basına yansıyan yakın tarihli bir vakada, İstanbul’da bir şirketin muhasebe müdürünün 2021–2026 yılları arasında şirket hesaplarından 122 milyon TL’yi (yaklaşık 4,6 milyon USD) kendi ve başka kişilerin hesaplarına aktardığı iddia ediliyor.
Bir suistimal inceleme uzmanının gözünden bakıldığında, vaka birçok önemli soruyu beraberinde getiriyor.
Gelin, bu sorular üzerinden vakayı birlikte inceleyelim.
Beş Yıl Bize Ne Söylüyor? Kontroller Eksik Olabilir mi?
Belki de bu vakadan çıkarılabilecek en önemli ders, suistimalin büyüklüğünden çok ne kadar süre fark edilmeden devam edebildiğidir.
ACFE 2026 Küresel Suistimal Araştırması, suistimalin tespit edilmeden devam ettiği süre uzadıkça finansal kaybın da önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Bu nedenle suistimalle mücadelede amaç yalnızca suistimali önlemek değil, başladığında mümkün olduğunca erken tespit edebilmektir.
ACFE’nin araştırması, çalışan suistimallerinin yarısından fazlasında iç kontrol eksikliklerinin veya mevcut kontrollerin aşılmasının suistimalin gerçekleşmesine katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle kurumların yalnızca önleyici kontrollere değil, olağandışı işlem ve davranışları erken aşamada ortaya çıkarabilecek tespit edici kontrollere de sahip olması önem taşıyor.
Bu vakada hangi kontrollerin işlemediğini mevcut bilgilerle söylemek mümkün değil. Ancak bir suistimal soruşturmasında, bu vakadaki iddialar dikkate alındığında ödeme ve onay yetkileri, görevler ayrılığı, banka mutabakatları, yönetim gözetimi ve olağandışı işlemlerin izlenmesine yönelik kontroller ayrıntılı olarak incelenirdi.
Muhasebe ve Finans Neden Özellikle Dikkat Gerektiriyor?
Vakanın merkezinde bir muhasebe yöneticisinin bulunması tesadüfi görülmemeli; ancak bu durum muhasebe çalışanlarının diğer çalışanlardan daha fazla suistimal yaptığı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Asıl mesele erişim ve fırsattır.
Muhasebe ve finans fonksiyonları şirketin para hareketlerine, banka hesaplarına, muhasebe kayıtlarına, ödeme süreçlerine ve bunların kontrolüne doğal olarak yakın konumdadır. Bu nedenle bu fonksiyonlardaki görevler ayrılığı ve bağımsız kontrol mekanizmaları özellikle önemlidir.
ACFE’nin 2026 verileri bunu destekliyor. İncelenen vakaların %13’ünde birincil suistimalci muhasebe departmanında çalışıyordu; muhasebe, operasyonlarla birlikte vakaların en sık görüldüğü departman oldu. Muhasebe kaynaklı vakalardaki medyan kayıp 164.000 USD olarak ölçüldü. Finans departmanı vakaların yalnızca %6’sını oluşturmasına rağmen medyan kayıp 200.000 USD seviyesindeydi.
Suistimal Yalnızca İşlemlerde Değil, Davranışlarda da İz Bırakır
Vakanın dikkat çeken bir diğer boyutu ise davranışsal kırmızı bayraklardır. Basına yansıyan bilgilere göre şüphelinin, yaklaşık 60 milyon TL’yi kumarhanelerde harcadığı, ev ve otomobil aldığı, yakın çevresine önemli tutarlarda para aktardığı ve yüksek tutarlı kişisel harcamalar yaptığı belirtiliyor. Haberlerde ayrıca boşanma sürecinde olduğu ve bazı malvarlıklarını yakınlarının üzerine geçirdiği aktarılıyor.
ACFE’nin verileri burada oldukça dikkat çekici. 2026 araştırmasındaki suistimalcilerin %84’ü en az bir davranışsal kırmızı bayrak göstermiştir. En yaygın gösterge gelirinin üzerinde yaşam (%39), ikinci sırada ise finansal güçlükler (%29) yer almaktadır. Boşanma veya ailevi sorunlar da ACFE’nin izlediği sekiz temel davranışsal kırmızı bayraktan biridir. Kumar gibi bağımlılık sorunları da davranışsal kırmızı bayraklar arasında değerlendiriliyor.
Önemle belirtmek gerekir ki, bu davranışların hiçbiri tek başına suistimalin kanıtı değildir. Ancak işlem anomalileri, varlıklara erişim, kontrol zafiyetleri veya diğer risk göstergeleriyle birlikte değerlendirildiğinde anlamlı kırmızı bayraklar haline gelebilir.
Suç Ortaklığı Kontrolleri Neden Etkisizleştirebilir?
Vakanın dikkat çeken bir diğer yönü, olayın tek bir kişiyle sınırlı görünmemesi.
Bu durum soruşturma açısından önem taşıyor. Çünkü birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi, görevler ayrılığı dahil mevcut kontrollerin aşılmasını kolaylaştırabilir. Nitekim ACFE 2026 araştırmasına göre vakaların %49’unda iki veya daha fazla kişi birlikte hareket ediyor ve suistimale karışan kişi sayısı arttıkça kayıp da önemli ölçüde yükseliyor.
Bu Vakadan Şirketler Ne Öğrenmeli?
Bu olayla ilgili adli soruşturma devam ederken, kamuya açık bilgilerden hareketle şirketin hangi kontrolünün başarısız olduğu konusunda kesin bir değerlendirme yapmak doğru olmaz.
Ancak vaka, kurumların kendilerine bazı zor sorular sormaları için önemli bir fırsat sunuyor:
- Bir çalışanımız bugün şirket parasını kendi veya bağlantılı bir kişinin hesabına aktarmaya çalışsa bunu ne kadar sürede fark ederiz?
- Muhasebe ve finans süreçlerimizde gerçekten görevler ayrılığı var mı, yoksa aynı kişiler fiilen işlemin birden fazla aşamasını kontrol edebiliyor mu?
- Banka ödemelerini muhasebe kayıtlarından bağımsız olarak doğruluyor muyuz?
- Çalışanlara, tedarikçilere ve diğer üçüncü taraflara ait banka hesapları arasındaki olası bağlantıları analiz ediyor muyuz?
- Davranışsal kırmızı bayrakları suçlama aracı olarak değil, diğer göstergelerle birlikte değerlendirilmesi gereken erken uyarı sinyalleri olarak görebiliyor muyuz?
- İki veya daha fazla kişinin birlikte hareket ederek kontrollerimizi aşabileceği senaryoları suistimal risk yönetimi çalışmalarımıza dahil ediyor muyuz?
Cerebra olarak yürüttüğümüz suistimal incelemelerinde edindiğimiz deneyim, gerçekleşmiş vakaların yalnızca geçmişte ne olduğunu anlamak için değil, benzer vakaların gelecekte nasıl daha erken tespit edilebileceğini görmek açısından da önemli dersler sunduğunu gösteriyor.
Suistimalciler iz bırakır. İşlemlerde, sistemlerde, ilişkilerde ve bazen davranışlarında. Etkili bir suistimalle mücadele sistemi, bu izleri birbirinden bağımsız sinyaller olarak değil, birlikte değerlendirebilecek şekilde tasarlanmalıdır.
Kaynak
- Hürriyet haberi
- DHA | Demirören Haber Ajansı